Kültür çoğu zaman kesintisiz bir akış olarak düşünülür. Ancak Ramazan Can ile Ertuğrul Güngör ve Faruk Ertekin’in “…between leaving and breaking” başlıklı sergisi, bu akışın aslında kopuşlar ve geçişlerle kurulduğunu hatırlatıyor. Sergi, kültürel hafıza ile kimlik arasındaki ilişkiyi, geçmiş ile bugün arasında kurulan dinamik bir diyalog üzerinden ele alıyor.

Farklı disiplinlerde üretim yapan Ramazan Can, tekstil, beton ve neon gibi malzemeleri bir araya getirerek zamanlar arasında dolaşan bir dil kuruyor. Sanatçının pratiğinde Yörük kültürü ve göçebe yaşam belirleyici bir yer tutuyor. Göç yolları ve yürüme eylemi üzerinden şekillenen bu yaklaşım, hareket halindeki bir yaşam biçimini sabit ve ağır yapılarla karşı karşıya getiriyor. Halıların beton bloklar arasında sıkıştığı işleri, yalnızca fiziksel bir gerilimi değil; aynı zamanda yerleşik düzen ile göçebe hafıza arasındaki kırılmayı görünür kılıyor.

Ertuğrul Güngör ve Faruk Ertekin ise Kütahya’nın köklü seramik geleneğini çağdaş sanat bağlamında yeniden ele alıyor. Sanatçılar, seramiğin hem zanaat hem de sanat olarak taşıdığı tarihsel yükü, kendi estetik dilleriyle dönüştürüyor. Modern figürler ile geleneksel motiflerin bir araya geldiği yüzeyler, sabit bir temsil alanı olmaktan çıkıp müdahaleye açık bir hafıza katmanına dönüşüyor. Bu karşılaşma, geleneğin yalnızca korunarak değil, dönüştürülerek sürdürülebileceğini ortaya koyuyor.

Sergi, geçmişe nostaljik bir dönüş önermek yerine, onu bugünün koşulları içinde yeniden düşünmeye çağırıyor. Ayrılma ve kırılma arasındaki bu eşikte, bireysel hikâyeler ortak bir hafıza alanına açılıyor. “…between leaving and breaking”, geleneğin sürekliliğini değil, dönüşüm içindeki varlığını görünür kılan bir öneri olarak izleyiciyle buluşuyor.
“…between leaving and breaking” başlıklı sergi, Anna Laudel’de 6 Mart’ta izleyiciyle buluştu. Ramazan Can ile Ertuğrul Güngör ve Faruk Ertekin’in işlerini bir araya getiren sergi, 5 Nisan tarihine kadar ziyaret edilebilir.