Anasayfa Haberler Sanatçılar Hakkımızda İletişim
Anasayfa HakkımızdaHizmetlerSanatçılarİletişim

Gê Viana: Afrika Diasporasının İzleri

14 Nis 2026 — Hot Magenta 9 dk okuma
Gê Viana: Afrika Diasporasının İzleri

Mateus Nunes

Analog ve dijital kolajlardan, anıtsal radiola ses sistemine kadar uzanan üretiminde Viana’nın işleri, Brezilya kültürünün melez karakterine dayanır.

Çocukluğum, folklor ile tehdit arasında gidip gelen bir hikâyeyle geçti. Bu yüzden ailemle birlikte doğduğum Amazon liman kenti Belém’den Maranhão eyaletinin ada başkenti São Luís’e doğru yola çıktığımız her seferinde, varacağımız yere yaklaştıkça içimde bir sıkışma hissi oluşurdu. Babamın ailesi orada yaşıyordu ve yol uzundu: klimasız bir Fiat Uno’yla 11 saatlik bir kara yolculuğu. Kardeşimle birlikte yakıcı sıcaktan korunmak için tişörtleri arka camlara tutturur, yetişkinler direksiyon başında sırayla yer değiştirirdi. Yolculuğun sonunda ise feribot vardı. São Luís, yerel halkın “aşk ve reggae adası” dediği São Marcos Körfezi’nde yer alır ve o geçiş her zaman bir tür inisiyasyon gibi hissedilirdi. Kuzenlerimden duyduğum hikâyeyi içselleştirmiştim: Şehrin altında, gövdesi yedi parçaya bölünmüş devasa bir yılan uyuyordu. Altı parça çoktan birleşmişti; son parça da yerine oturduğunda yaratık uyanacak, adayı sular altında bırakacak ve herkesi yok edecekti. Ailem bunun çocukları korkutmak için anlatılan bir masal olduğunu söylese de o imge zihnimde kaldı: felaketvari, ama bir o kadar da mümkün, neredeyse jeolojik bir kader gibi.

A colheita de Dan (Dan’ın Hasadı), 2025 (São Paulo Bienali’ndeki yerleştirmeden görünüm). Fotoğraf: Victor Galvão. Mitre Galeria (Belo Horizonte ve São Paulo) ve Lima Galeria’nın (São Luís) izniyle.

Bu hikâyeyi, bölgede doğup büyüyen ve hâlâ orada yaşayan sanatçı Gê Viana’ya anlattığımda gülüyor. “Bundan kendini ayırmanın imkânı yok,” diyor. “Okulda öğreniyoruz. Yüzyıllardır anlatılıyor. Yılan, Batı Afrika’daki Dahomey Krallığı’nda önemli; Maranhão da Dahomey kökenli insanlar tarafından kuruldu. Katoliklikte de karşılığı var. Burada her şey senkretik. Neredeyse her ay bir azize ya da varlığa adanmış bir günümüz var.” Viana’nın kökleri de Afro-diasporik; bölge, eski köleler tarafından kurulan özerk quilombo toplulukları açısından zengin. Aynı zamanda Anapuru Muypurá halkına uzanan bir soy bağı var. Sanatçının yanıtı, mitolojiyi ve tarihi, farklı kozmolojiler arasında gidip gelmeye alışkın birinin rahatlığıyla bir araya getiriyor. Bu “nefes alan tarih”, onun São Paulo Bienali’ndeki en dikkat çekici işlerinden biri olan A colheita de Dan (Dan’ın Hasadı, 2025) adlı eserin de temelini oluşturuyor.

Eser, siyah, beyaz ve kırmızıya boyanmış hoparlörler, subwoofer’lar ve amplifikatörlerden oluşan devasa bir radiola (ses sistemi) biçiminde. Yapının arasına yerleştirilen fotomontaj panellerde reggae partilerinde dans eden siyah figürler, Umbanda inancına ait süslü ibadet alanları olan congá’ların tarihsel görüntüleri ve hem ruhsal hem fiziksel şifa atfedilen bitkiler yer alıyor. A colheita de Dan, bir yandan bir ses sistemi, diğer yandan yerel mühendislik pratikleriyle yeniden düşünülmüş mimari bir totem ya da sunak gibi okunuyor. Yapı, Maranhão’nun quilombo topluluklarından gelen müziklerle birlikte Brezilya reggae’sini döngü halinde çalıyor. Bu tür ses sistemleri, eyalet genelinde sokak partilerinin, sahil buluşmalarının ve kutlamaların merkezinde yer alıyor.

A colheita de Dan (Dan’ın Hasadı) (detay), 2025, fotoğraf kâğıdına inkjet baskı ile üretilmiş analog kolaj, akrilik boya ile tamamlanmıştır, 45 × 50 cm. Mitre Galeria (Belo Horizonte ve São Paulo) ve Lima Galeria’nın (São Luís) izniyle.

Bu kültürün kökenleri Jamaika’ya kadar uzanıyor. São Luís, Karayip rotalarına açık bir Atlantik limanıydı; reggae, denizcilerin getirdiği plaklar ve radyo yayınlarıyla şehre ulaştı. 1970’lerde São Paulo ve Rio’da samba ve bossa nova hâlâ baskınken, Maranhão kendini Kingston’a daha yakın hissediyordu. Bu kültürel dolaşım, Afrika diasporasının sürekliliğini ve ulusal sınırların ötesine geçen etkilerini gösteriyor. Viana’nın işi, bu karmaşık ağları hipnotik bir yerleştirmede yoğunlaştırıyor. Sanatçı, sergi açıldıktan sonra insanların eserin önünde öpüştüğünü görünce şaşırdığını anlatıyor. Sonrasında bunun işin bir parçası olduğunu fark etmiş: Yerleştirmede yer alan bir yazı, Dahomey dilinden çevrildiğinde “ses denizi öptüğünde” anlamına geliyor. Reggae ve taşıdığı tüm anlamlar, kendine özgü bir yakınlık alanı yaratıyor.

Viana, São Luís’un altındaki efsanevi yılanı, Batı ve Orta Afrika kökenli bir vodun ruhu olan Dan ile ilişkilendiriyor. Bu figür aracılığıyla Maranhão’nun Afro-diasporik yapısını ve bölgenin senkretik dini olan Tambor de Mina’nın hem toplumsal hayattaki hem de kendi düşüncesindeki merkeziliğini vurguluyor. Kırsal Maranhão’da üretilip yaklaşık 3.000 kilometre taşınarak São Paulo’ya getirilen radiola, adeta eyaletin başkentte kurulan bir uzantısı gibi. Bu jest, hareketliliği bir miras olarak sahipleniyor; kuşaklar boyunca ekilmiş olanı bir araya getiriyor.

“Burada azizler için bir şeyler ekme geleneği var,” diye anlatıyor sanatçı. “Aziz Benedict için, onun ağzını, karnını, gözlerini doyurmak üzere ekersin. Hasattan söz ettiğimde hem maddi taraf var – pirinç, manyok yaprakları – hem de ruhani taraf. Geride kalanı hasat edersin. Azizler için ekileni hasat edersin. Müziği hasat edersin.” Tambor de Mina, uzun ritüeller ve trans hâline yol açan davul pratikleriyle Afrika ve yerli inançların birleştiği bir kültürel yapı. Viana, reggae partilerinde de benzer bir bedensel dönüşüm gözlemlediğini söylüyor: “Dans etmeye başladığında eriyorsun. Başka bir hâle geçiyorsun.”

Radiola’dan önce sanatçının pratiğinin merkezinde kolaj vardı. Viana’nın işleri, resmi arşivlerden alınan imgelerle, tarih yazımının dışarıda bıraktığı kültürel hafıza biçimlerini – festivaller, yemekler, ritüeller, jestler – yan yana getirerek sert karşılaşmalar yaratır. Bazı eserler el yapımıdır; fotoğraflar, tropik bitki kesitleri ve yerli halkın klişeleşmiş imgeleri, rafya yüzeyler üzerine boyanmış motiflerle ve tüylerle bir araya gelir. Bazıları ise dijital olarak, Photoshop’ta üretilir; Avrupa sömürge fotoğrafçılarına ait görüntüler, sanatçının Maranhão’daki gündelik hayata dair arşiviyle iç içe geçer. A colheita de Dan kapsamında, 1938 tarihli Missão de Pesquisas Folclóricas (Folklor Araştırmaları Misyonu) fotoğraflarına dayanan 26 yeni kolaj da sergilenir. Modernist yazar Mário de Andrade tarafından düzenlenen bu araştırma, Brezilya’nın halk kültürünü belgelemeyi amaçlarken aynı zamanda yerli ve Afro-Brezilya yaşamını indirgemeci ve stereotipik bir bakışla filtrelemişti. Viana, bu fotoğrafların üzerine kendi görüntülerini bindirerek onların otoritesini kırar; figürler çoğalır, perspektifler çatışır, zamanlar üst üste biner.

História do Anu III – O mensageiro (Ani’nin Hikâyeleri III – Haberci) (detay), Couro Laminado (Lamine Deri) serisinden, 2024, fotoğraf kâğıdına inkjet baskı ile üretilmiş fotoğraflar ve sulu boyayla renklendirilmiş gravürlerden oluşan analog kolaj; metalize polyester ile dokunmuş rafya ve keçeli kalemle tamamlanmıştır, 100 × 78 cm. Sanatçı ve Lima Galeria izniyle.

Sanatçı, Pinacoteca de São Paulo’da sergilenen Radiola de Promessa (Vaat Radiolası, 2025) adlı 13 dakikalık filminde de bu üretim süreçlerini belgeliyor. Film, radiola’yı ayakta tutan emeği izler: müzisyenler, elektrikçiler, marangozlar, dansçılar, aşçılar. Her şey kolektif bir çabayla ve adanmışlıkla inşa edilir. Viana’nın kamerası, ışığın, toprağın ve kumaşların dokusuna dikkat kesilir; sonuç, Maranhão’nun iç dünyasını yoğun ve duyusal bir anlatıya dönüştürür.

Radiola de Promessa (Vaat Radiolası) (filmden kareler), 2025, video, stereo ses, 13 dk 7 sn. Sanatçının izniyle.

Radiola’lar yalnızca müzik, inanç ve kutlamanın kesişim noktası değil; aynı zamanda zaman içinde özel alanlar açan yapılardır. Brezilya’da Afro-diasporik toplulukların, kölelik mirasının yarattığı ırkçı yapı nedeniyle sıklıkla mahrum bırakıldığı bir şeyi mümkün kılarlar: boş zaman. Viana’nın sözleriyle, “Bu iş, dinlenme ve bir araya gelme alanlarının varlığını yeniden hatırlatıyor. Siyah ve periferide yaşayan toplulukların hafta sonu sahile gidip reggae dinleyebildiği, yüklerinden arınabildiği anları.” Sanatçı, “sesin denizi öptüğü anı” hayal etmeyi seviyor: sesin hoparlörlerden taşarak bedenlere yayıldığı, insanların suya doğru yürüyüp buluştuğu, konuştuğu, adaklarını sunduğu an. Afrika’dan yola çıkıp buraya ulaşan şarkılar, ilahiler ve sözlü anlatıların bir kısmı yolda kaybolmuş olsa da, Viana için kesin olan şu: “Biz bu sesi aramadık. Ses bize ulaştı.”

Bu yazı, ArtReview dergisinde yayımlanan Mateus Nunes imzalı metinden çevrilmiştir. Yazının İngilizce orijinaline buradan erişebilirsiniz. Görseller aynı yazıdan alınmıştır.

İlgili Yazılar