Anasayfa Haberler Hakkımızda İletişim
Anasayfa Haberler Hakkımızdaİletişim

Hot Magenta’dan Sonbahar Seçkisi

27 Eyl 2026 — Hot Magenta 5 dk okuma
Hot Magenta’dan Sonbahar Seçkisi

Sonbahar; sinemada bir kadraj, müzikte bir ton, tiyatroda bir sahne atmosferi olarak kendini gösterse de, aslında çok daha fazlasını taşıyor. Değişim, melankoli, içe dönüş ve nostalji gibi duygularla özdeşleşen bu mevsim, bazen bir yapıtın sadece fonu değil, onun ruhunu belirleyen bir unsura dönüşüyor. Bu seçkide, sinemadan tiyatroya, müzikten tasarım ve mimariye uzanan, sonbaharın hüzünlü ve dönüştürücü atmosferini kendi diliyle taşıyan yapıtları bir araya getirdik.

Acınmanın Cazibesi

Babis Makridis’in yönettiği, senaryosunu Efthimis Filippou ile birlikte kaleme aldığı 2018 yapımı Pity (Oiktos – Zavallı), Yunan Tuhaf Dalgası’nın en çarpıcı psikolojik kara komedilerinden biri olarak öne çıkıyor. Eşi komada olan bir avukatın, çevresinden gördüğü yoğun şefkat ve ilgiye bağımlı hale gelmesini anlatan film, eşi iyileştiğinde bu ilginin kaybolmasıyla birlikte karanlık bir sürece sürüklenir. Pity, mutsuzluğun ve mağduriyetin nasıl bir “sosyal sermayeye” dönüşebileceğini sorgulayan, izleyiciyi kendi davranışlarıyla yüzleştiren rahatsız edici ama parlak bir ironi taşıyor.

Fransız Rivierası’ndan Bir Özgürlük Şarkısı

Avusturyalı yapımcı Klaus Waldeck ile Viyanalı vokalist Valérie Sajdik’in bir araya gelmesiyle doğan Saint Privat grubunun 2004 tarihli Riviera albümünden “Tous les jours”, sonbaharın melankolik ama güneşli tarafını temsil ediyor. Retro bossa nova, Fransız hafif müziği ve elektronik lounge dokunuşlarının buluştuğu şarkı, geleneksel ilişki normlarını reddeden bohem bir aşk anlatısı sunuyor: “Le mariage ce n’est pas mon parcours” (Evlilik benim yürüyeceğim bir yol değil) dizesiyle özetlenen bu özgürlük teması, 1960’lar Fransız sinemasından fırlamış başına buyruk bir kadın karakterin sesiyle dinleniyor. 2005’te Avusturya Müzik Ödülü’nü kazanan albüm, sonraki yıllarda Hollywood yapımlarına ve Emily in Paris‘e kadar uzanan bir kültürel etki bırakmıştı.

Bir Hesaplaşmanın Yeniden Sahnelenişi

Ment Event yapımıyla, yıllarca kapalı gişe oynayan efsane oyun Profesyonel yeniden sahnede. Dušan Kovačević’in zamansız eseri, Bülent Emin Yarar ve Yetkin Dikinciler’in usta yorumuyla izleyiciyle buluşuyor. Yugoslavya’nın büyük dönüşüm öncesi ve sonrası toplumsal-politik yaşamını, 40 yaşlarında bir edebiyat adamının hikayesi üzerinden karakomedi diliyle anlatan tek perdelik oyun, bir edebiyatçı, bir sekreter ve bir gizli polisin sürprizlerle dolu hesaplaşmasını sahneye taşıyor.

Kaybolmayan Bir Şeyin İzinde

Beyoğlu’ndaki Shiva Zahed Gallery, üçüncü sergisi “Not Yet Gone” ile 18 Eylül’de kapılarını açtı; sergi 7 Kasım’a kadar görülebilecek. Arya Tabandehpoor, Omid Mehdizadeh, Kimia Askarian, Sina Boroumandi, Shahin Esfandiari, Rana Heidarzade ve Alborz Kazemi’nin işlerinden oluşan sergi, İran’da yaşayan yedi sanatçıyı Jacques Derrida’nın ortaya attığı ve Mark Fisher’ın kültürel eleştiri diline taşıdığı “hauntoloji” kavramı etrafında bir araya getiriyor. Fotoğrafı sabit bir ifade biçimi olarak değil, sürekli dönüşen bir malzeme olarak ele alan sanatçılar; kumaşa aktarılmış, kesilip yeniden biçimlendirilmiş ya da parçalanıp birleştirilmiş imgelerle, “gerçekleşmemiş geleceklerin” bugünde nasıl hayalet gibi dolaştığını sorguluyor.

Ekim-Kasım’ın Sinema Takvimi

Sonbahar, sinemaseverler için de yoğun bir festival takvimi getiriyor. 26 Eylül–4 Ekim tarihleri arasında Adana’da düzenlenen 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, 23 ülkeden 154 yönetmenin toplam 210 filmini ücretsiz gösterimlerle izleyiciyle buluşturuyor. Filmekimi 2026 ise 9–18 Ekim’de İstanbul’da, 15–18 Ekim’de Ankara’da, 22–25 Ekim’de İzmir ve Mersin’de gerçekleştirilecek. İstanbul gösterimlerinin genel bilet satışı 2 Ekim saat 10.30’da Passo üzerinden başlayacak. Kasım ayında ise 8–15 Kasım’da 14. Boğaziçi Film Festivali ve 12–20 Kasım’da 37. Ankara Film Festivali sinemaseverleri bekliyor.

Çelik ve Form

Zlín’deki Tomas Bata Üniversitesi ürün tasarımı öğrencisi Aleš Urbančík’in tasarladığı Lounge Chair, endüstriyel üretimle rahatlık odaklı ergonomiyi bir araya getiriyor. CNC teknolojisiyle bükülmüş, aynı formda tekrarlanan çelik profillerden oluşan ritmik iskelet, dizlerin altına kadar uzanan geniş bir oturma alanı yaratıyor. Bauhaus ruhuna uygun şekilde, açıkta bırakılmış soğuk çelik konstrüksiyon ile yüksek elastikiyetli süngerden üretilmiş yumuşak minder arasındaki doku tezatlığı, koltuğun ana karakterini oluşturuyor; yapısal form kumaşların ardına gizlenmeden açıkça sergileniyor.

Aynaların İnşa Ettiği Sonsuz Orman

Şanghay merkezli Chang Hao Studio’nun tasarladığı “One Tree Forest / Infinite Grove” pavyonu, tek bir ağacı kavisli, tamamen aynalı paslanmaz çelik duvarlarla sonsuz kez çoğaltarak ziyaretçiyi uçsuz bucaksız bir orman algısına hapsediyor. Jean Baudrillard’ın “simülakr” ve “hipergerçeklik” kavramlarının çelik ve aynalarla fiziksel bir tezahürü gibi işleyen yapı, orijinali kopyaların içinde kaybederken, mimari formun kendi sınırlarını eritip peyzajla bütünleşmesini sağlıyor. Ziyaretçi hareket ettikçe perspektif ve yansımalar sürekli değişiyor; sabit bir yapıdan ziyade, her adımda yeniden kurulan dinamik bir mekan deneyimi sunuluyor.

İlgili Yazılar