Nike’ın “Swoosh”undan daha ikonik bir logo var mıdır? Pek sanmıyoruz. Hatta bunun, spor dünyasının en çok tanınan sembolü olduğu rahatlıkla söylenebilir. Peki, küçük bir koşu ayakkabısı şirketi nasıl küresel bir deve dönüştü?
Vitra Tasarım Müzesi (Vitra Design Museum), Nike Arşivleri Departmanı’na (DNA) daha önce eşi benzeri görülmemiş bir erişim sağlayarak “Nike: Form Follows Motion” (Nike: Biçim Hareketi İzler) sergisinin küratörlüğünü üstlendi ve bu sorunun peşine düştü. İlk kez 2024 yılında Almanya’da sanatseverlerle buluşan sergi, şimdi Mart 2027’ye kadar New York’taki Sanat ve Tasarım Müzesi’nde (MAD) görülebilecek.

Vitra Tasarım Müzesi, yıllardır spor ve tasarım kesişiminde bir sergi düzenlemeyi planlıyordu. Müze bu fikirle Nike’ın kapısını çaldığında şirketin özel arşivinin devasa boyutuyla karşılaştı ve bu keşif, kapsamlı bir işbirliğinin temellerini attı.
Sergi küratörü Glenn Adamson süreci, “Nesneler, belgeler, prototipler, çalışma modelleri, malzeme araştırmaları ve şirketin güncel tasarımları da dahil olmak üzere, DNA koleksiyonunun olağanüstü zenginliğinden ve derinliğinden yararlanma fırsatı buldum,” sözleriyle anlatıyor.
Knicks’in 53 yıl aradan sonra ilk NBA şampiyonluğunu kazandığı ve 2026 Dünya Kupası finalinin nehrin hemen karşısında oynandığı bir yılda, Nike: Form Follows Motion sergisini New York’a getirmek için bundan daha mükemmel bir zamanlama olamazdı.

Adamson, serginin konumunu şu sözlerle değerlendiriyor: “Serginin doğrudan New York’un kalbine taşınması son derece isabetli bir karar. Nike’ın New York şehriyle, özellikle hip-hop kültürünün Queens ve Harlem’den doğup tüm dünyaya yayıldığı 1980’lerin başlarına uzanan çok özel bir bağı var. O dönemde hip-hop topluluğu genel olarak sokak giyimine, özelde ise Nike gibi markalara büyük bir ilgi duyuyordu.”
Sergiyi New York’un karşı kültürüyle (counterculture) daha da bütünleştiren bir detay olarak, eserleri adeta bir NYC klasiği sayılan ünlü grafiti sanatçısı Faust da projeye dahil oldu. Faust, sergiye eşlik eden kitabın kapağını tasarlamakla kalmadı, müze mağazasının kapısına kendi imza grafitisini de nakşetti.
Peki Nike: Form Follows Motion sergisinde ziyaretçileri tam olarak ne bekliyor? Sergi, ziyaretçilerin aşina olduğu bitmiş ürünlerin ötesine geçerek ağırlıklı olarak tasarımın perde arkasına odaklanıyor: Prototipler, deneyler, eskizler ve teknik çalışmalar. Waffle Trainer, Air Force 1, Air Jordan, Air Max, Flyknit ve Vaporfly gibi efsaneleşmiş modeller, daha önce eşi benzeri görülmemiş nadide tasarımlarla (one-off) yan yana sergileniyor.

MAD’in iki katına yayılan sergi, dört ana bölümden oluşuyor:
“Bu sergiyi asıl özel kılan şey, arşivlerden gün yüzüne çıkarılan nadide parçaların çokluğu,” diyor Adamson ve ekliyor: “Günümüzde her biri eşsiz birer tarihi esere dönüşen erken dönem tasarımlar ve teknik açıdan son derece karmaşık olan bu modellerin aslında nasıl icat edilip geliştirildiğini gösteren prototipler de bu seçkiye dahil.”

DNA arşivinde yer alan ve daha önce hiçbir zaman küratöryel bir seçkiyle halka açılmayan 200.000’den fazla nesnenin sunduğu bu benzersiz malzeme havuzu sayesinde Adamson, serginin ziyaretçilere Nike’ın “tasarım sürecinin doğal işleyişine canlı bir bakış” sunduğunu vurguluyor.




Bu yazı, editörlerimiz tarafından Danine Alati’nin Design Milk’te yayımlanan haberinden çevrilmiştir. Haberin aslına buradan erişebilirsiniz.
Fotoğraflar:
Ana görsel, Danine Alati / Müze fotoğrafları: Bernhard Strauss, Vitra Design Museum / Ayakkabı teknik görselleri Nike arşivi