Birey olmak, yaşamın anlamını sorgulamaklatan geçer. Bununsa basit bir açıklaması var, “değerler”. Bu kavram her ne kadar medeniyetle ilişkilendirilse de aslında birey olmadan önce amacın sadece hayatta kalmak olduğu dönemlerde dahi varlığını sürdürdüğü o iyi olma ölçütüdür.
Dolayısıyla doğrudan “iyi” olma ile bağlantısı vardır.
Dolayısıyla doğrudan “özne” olma bağlantısı vardır.
Aristo’dan beri tartışılan hayatın anlamı meselesi bugün sanki hiç değişmemiş gibi yaban, o günkü kadar vahşi ve acımasız… Geçtiğimiz günlerde Sanatçı Erdal Duman tam da bu noktaya değinen bir kişisel sergi açtı. “Geldiysen Cama Taş At!” başlıklı sergi, Duman’ın günümüzde kaybolduğunu düşündüğü “özne” kavramını yeniden tartışmaya açarken sabit bir anlatıdan ziyade zaman içinde açılan ve katılımla şekillenen bir eylem olarak kurgulandı.

Duman, 12 yılı aşkın süredir savaş nesneleri, iktidar dili ve “hakikat sonrası” (post-truth) yaklaşımıyla üretimler yapıyor. Sanatçı, üretim pratiğinin merkezine yerleştirdiği ironi yöntemiyle toplumsal ve siyasal süreçleri sorguluyor. Bu sorgulama ise her zaman izleyiciyi beklenmedik bir deneyime davet ediyor.
Sanatçıya göre dünya, irade sergileyen, haklarına sahip çıkan ve “hayır” diyebilen gerçek “özne”den yoksun bir süreçten geçiyor. Sergi başlığı olan “Geldiysen Cama Taş At!” cümlesi de bu kaybolan özneye yapılan hem provokatif hem de umut dolu bir geri dönüş çağrısı niteliği taşıyor. Erdal Duman’ın sanat pratiği, nesnenin fiziksel varlığı ile yüklenen anlam arasındaki gerilimi malzeme üzerinden kuruyor. Materyal ve ideoloji arasındaki karşıtlık üzerinden, kutsallık atfedilen değerlerin aslında ne kadar kaba ve dayanıksız temellere oturabileceğine dikkat çekiyor.
Pi Artworks’teki sergide, mekanının merkezine konumlanan ve onun omurgasını oluşturan bir “barikat” var. Bu yerleştirme Duman için doğanın talanına, adaletsizliğe ve şiddete karşı unutulmuş bir eylem pratiğini ve dayanışma refleksini simgeliyor. Ancak bu yapı, sabit bir yerleştirme olmanın ötesine geçerek sergi süresince dönüşen ve izleyiciyle birlikte kurulan bir deneyime dönüşüyor. Kişinin hayata ve topluma karşı sorumluluğunu yeniden düşünmesine alan açıyor.
Sergi süresince belirli günlerde barikat bozulup yeniden kurulacak ve izleyicinin katılımıyla gerçekleşecek bu deneyim, onu temsil edilen bir nesneden ziyade kolektif olarak inşa edilen bir eylem alanına dönüştürecek.

Sanatçının işlerinde kullandığı toprak, bayrak aparatı veya mühimmat formları, iktidarın manipülatif dilini ifşa eden birer araç niteliğinde. Duman, Michel Foucault’nun biyo-politika tartışmalarını ve Aristotle’dan bugüne uzanan “zoe” ve “bios” ayrımını kendi görsel diline eklemleyerek, bireyin hayatta kalmaya odaklı bir varlığa indirgenmesini sorguluyor. Bu bağlamda her eser, toplumsal bellekteki “temizlik” ve “kamuflaj” ritüellerini yapı sökümüne uğratan teknik bir müdahale biçimi olarak öne çıkıyor.
Sergide, kutsallık atfedilen simgelerin iktidar tarafından nasıl bir “örtme” aracına dönüştürüldüğünü sorgulayan çarpıcı işler yer alıyor. Mesela “Paspası Gönder” işi bayrak aparatlarına takılan paspaslar aracılığıyla, suçların ve yolsuzlukların “vatanseverlik” örtüsüyle kamufle edilmesine eleştiri getiriyor.

Erdal Duman’ın “Geldiysen Cama Taş At!” adlı sergisi 20 Haziran 2026 tarihine kadar Pi Artworks İstanbul’da görülebilir.